PEN-CEREN;
KÜÇÜCÜKKEN;
Ankara'nın kışları çetin geçerdi. Mesa sitesinin karşısında bomboş, yüksekçe bir arazi vardı. Oraya düşerdi ilk kar. Ne zaman yağsa, tutardı o zamanlar...
Ayaklarımızda, belki bot bile yoktu! Şimdinin sadece zenginlerin alıp giyebileceği kar pantalonlarını, kar montlarını, daha hiçbirini görmemiştik bile.
Annesi Alman Bikem, üşümezdi bir tek kartopu oyunlarında. Kardan etkilenmez, ayakları buz kesmezdi. Sıcacık olurdu elleri.
Benimse, atkıma bile yapışırdı kar. Kafamdaki teyze örgüsü kukuletam kara bulanırdı, eldivenlerim içine kar dolduğu için ağırlaşırdı. Eve nefes almadan koşardım; soğuktan çatlamış yanaklarım kan kırmızı, saçlarım ıslak....
Annem çıkarırdı yapışan üstümü başımı. Çeke, iteleye kurtulurdum ağırlaşmış kat kat ıslak kıyafetlerimden. Bacaklarım, ellerim, kollarım, kıpkırmızı çıkıverirdi ortaya. Hiç birşey hissetmezdi bedenim önce. Garip bir ağırlık olurdu, sonra hafiften acımaya başlayan etlerimin sonraki kaşınmasına dayanamazdım.
Tüm bunları kara soğuk, dondurucu kar yağışı yaşatırdı bana. On dakikalık kartopu oyununun zevki, bir saat acı içinde ısınmaya çalışmakla yok olurdu. Yıl 1976'ydı...
Sonraları bir kar şehri olan Michigan'da üniversite okudum.
Yedi ay, hiç durmadan yağan kar, şehri kapladığı andan itibaren, beyazlaşan yeryüzü, kristal ağaçlarıyla göğe uzanır, tek bir metrekareyi beyaza boyamadan bırakmazdı. Sıcak kahvelerimizi, havaya fırlatır, yere kristal buz olarak düşüp parçalanmasını izlerdik. Bu kadar kara rağmen; üşümezdim Michigan'da! Kış gelir gelmez, satılan tüm pantalonlar, montlar, rüzgar geçirmez, kar suyunu içine almazdı. Keza botlar da öyle. Sıcacık ayaklarım hiç acımaz, ellerim uyuşmazdı.
Kimse üşümezdi aslında. Belediye öyle bir çalışırdı ki; gece boyunca kar küreme araçları durmazdı, ekstradan kazalar, donarak ölen ya da, düşüp ayağını bacağını kıran, normalden daha fazla sayıda olaylar yaşanmazdı. Tüm gece deli gibi kar yağar sonunda, sabah uyandığımızda, hayatımızı etkileyen hiçbir negatiflik olmazdı. Yıl 1993'dü....
Dün Çekmeköy'de, deli fırtınayla karışık karda, etraftaki telaşı izledim. Taksiler, buzlu yollarda, hızlı gitmeye çalışarak hepimizin canını tehlikeye atıyor, insanların çoğu düşüyor, tutunmak isterken ellerine kim gelirse, onları da yanlarına alıp yerlere savuruyordu.
Bir saat içinde, İstanbul trafiği birbirine girmiş; Ankara'ya yola çıkan babam; üç buçuk saatte; köprüye varamadığını anlatıyordu telefonda bana!
Her yerde elektrikler kesiliyor, kombiler belli bir saatten sonra evleri ısıtmıyor, evsiz-barksız insanların, sokak kedileri ve köpeklerinin akıbetinin ne olduğunu bile bilmediğimiz bir soğuk karanlık çöküyordu şehre!
Kimbilir kimlerin elleri bacakları dona kesiyor, bu coğrafyada yaşamanın bedeli ödeniyordu dün gece.... Bu şehirde kristal değil ağaçlar, güzel değil kar, bembeyaz hiç değil!
Pencereden attığım kırıntıları kuşların bulmuş olmasını, az sonra mahalleye bırakacağım mamaları da kedi-köpeklerin yemesini diliyorum.
İşsiz, evsiz, soğuktaki ana-babaların çocuklarının ise açlığı, sefaleti unutup kar topu oynamanın hazzına ersinler istiyorum bu gün. Anneleri üşüyen ayaklarını ovalasın. Çatlayan yanaklarını öpücükle karışık sıcak nefesleriyle ısıtsınlar!
Yıl 2010; yer ise KÜLTÜR BAŞKENTİ İSTANBUL.
3 Şubat 2010 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

İlk yorum benden olsun, uğurlu olsun...
YanıtlaSilCerenim, çok güzel yazıyorsun... Bunu sana ilk söyleyişim değil, bir övgü de değil, bir dost muhabbeti hiç değil... Ben hem bir yazar, hem de bir okur olarak değerlendiriyorum... İyi bir yazarsın...Son söz... Kitabını bekliyorum... Hasretle...
PEN-CEREN harika bir başlık olmuş Sevgili Ceren. Kutlarım. İlk yazının çocukluk anılarıyla başlaması da anlamlı bir seçim .Keyiflendim okurken. Günümüzü anlatırken,geriye dönüşlerle ,bizleri yaşamın bütün safhalarında acısı-tatlısıyla,kederleri ve sevinçleriyle gezdireceğine inanıyorum.
YanıtlaSilBarış, sevgi ve ışıklar seninle olsun..
CERENCİĞİM YAZILARIN GERÇEKTEN ÇOK KEYİF VERİYOR OKURKEN İNSANA... PEN-CEREN VE TEN-CEREN BAŞLIKLARINA BAYILDIM... KUTLARIM CANIM SEN ÇOK BAŞARILI BİR YAZARSIN.SEVGİYLE KAL...
YanıtlaSilSevgili Tülay Abla'ma teşekkürler, böyle keyifli bir kalemle tanışmış olduğum için.. :)
YanıtlaSilTakip edeceğim bu keyfi..
Teşekkürler sevgili Ceren..
Aslı