12 Şubat 2010 Cuma

PEN-CEREN ÇAN SESLERİ


Biraz dağınık bir duygu durumundayım bu akşam! Dün gece Sedat Örsel Hoca'nın muhteşem bir" oneman show"undan sonra, böyle bir çan eğrisi, bilmiyorum ne kadar mantıklı.

Ne zamandır" duygu terazisi" kafamı kurcalıyor. Hani çocukları önce parka götürürsünüz, ardından belki sinemaya, ya da en sevdiği arkadaşlarıyla deliler gibi azdıktan sonra, yine çok mutlu olabileceği bir şey yaparsınız. Sonra tepin tepin tepinirler,ağlayıp bağırırlar ya, onun gibi.

Alaz 3 yaşındayken, böyle bir partiye gitmiştik. O kadar eğlenmişti ki, gülerken gözlerinden yaşlar gelmişti.

Sonra parti dağıldı, biz de eve doğru yola çıktık. Alaz'ın memnuniyetiden sebep gözyaşları bir süre sora üzüntü gözyaşlarına dönüşmüştü! -ki hiç huysuz bir çocuk değildir-.Nedeninin "arkadaşlardan ayrılmak" olduğunu düşünmeyi seçmeyip araştırdım. Evet bir terazi vardı gerçekten de içimizde. Bir anlamda "duygu dengesi".
Yani ne kadar kudurmak - o kadar yorulmak gibi, ne kadar sevinmek, o kadar "bir anda" üzülebilmek. Salt şımarıklık, hırçınlık gibi algılanmaması gereken bir duygu düşüşü....

Sanırım ben de bu gün biraz sıkıntıdayım. Çünkü dün gece çok güzeldi, çok özeldi. Anılar anlatıldı, dostluk paylaşıldı! Gecenin bir kıytısında, bir baktım ki, "babamın, annemin arkadaşları" Benim de dostum olmuş çoktan.Çünkü onlar "AYDIN, AKILLI,TEMİZ KALPLİ, ATATÜRK ÇOCUKLARI". Hâlâ gözleri çocuk bakıyor , çocukluklarını itelememişler kenara. Hayatı algılayışları, dürüstlükleri, insanlıkları çarpılmamış "para" ," şöhret" ya da " hırs" uğruna. Dik durmuşlar, sağlam durmuşlar, birbirlerini satmamışlar! Bu nasıl bir "asalet" varın siz düşünün. Bu zamanda bu KALİTE.

Dün geceyi anlatmanın tarifi ve imkanı yok. Anlatmaya kalksam, Sedat Hoca gibi diyalekt yapamayacağım için bir anlamı olmaz!

Olmaz da, bana kalan bir çan eğrisi bu gece! Bir garip "Duygusal Düşüş"!!!

2 yorum:

  1. Ne güzel anlatmışsın gene duygularını... Ama benim kafam çan eğrisine takıldı nedense...

    "Bana kalan bir çan eğrisi bu gece! Bir garip "Duygusal Düşüş"!!!" demişsin ya, çana asılı kaldım, ben de eğriyim şimdi... Büküldü boynum benim de sanki...
    "Bir garip duygusal düşüş..."
    Üzerinde düşünüyorum...
    Belki de bu bir çoğalmanın mutad miladıdır...
    Önce hüzünle başlar her şey... Ruhumuza güzelliklerin sinsice sızmasıdır hüzün çünkü...
    Hüzün her daim ensemizden öper... Bu sarsıcı buse için, tam yürekle beyin arasını seçer...
    Sonra da içimizdeki bütün topraklara bayrağını diker...

    Neydi seni mutsuz eden?

    Alaz'ınkine benzemediğini biliyorum...

    Tülay Bilginer

    YanıtlaSil
  2. Sanırım, güçlü bir bağın farkına varıp o güçlülüğün devamında olmanın sevincinde düşme hali.. ki her düşüş kötü değildir, boşluklar bırakır, doldurmamız ve kendimizi daha çok tamamlamamız için..

    kalanını, Tülay Abla'cığım zaten pek güzel ifade etmiş..

    Sevgiler..

    YanıtlaSil